Takdir ve Geri Bildirim Üzerine…

İletişimimizin kalitesini, iş yaşamımız hatta özel hayatımızda da bizi olabilecek en iyi versiyonumuza taşıyan iki sihirli unsur vardır. Bunlardan biri takdir etmek, diğeri ise geribildirimdir. Hayatımızın içinde var olan geribildirime iki açıdan bakabiliriz. Kurumsal hayatımızda  doğru teknikle geribildirim aldığımızda bizi ileriye taşıyan bununla birlikte yanlış teknikle geribildirim aldığımızda  ise aşağı çekip motivasyonumuzu düşürerek potansiyelimizi engelleyen, ast üst ilişkilerinin şah damarıdır geribildirim. Takdir etmek ise, insanlara onların yaptıkları işlerin bizim için önemli olduğunu ifade etmenin en etkili yöntemidir. Bu sayede kendilerini değerli hissetmelerini sağlayarak, aramızdaki bağı da güçlendirmiş oluruz.

Firmalara eğitimler düzenlerken sıklıkla karşılaştığım problemlerden biri; yöneticiler ve çalışanlar arasındaki iletişim çatışmalarıdır. Kurum içi etkili iletişimi ve çalışanlar arasındaki bağı kuvvetlendirme ihtiyacı, her meslekte ve herhangi bir kurumda çoğunlukla ön planda olan, en doğal istektir. Başka alanlarda katkı sağlayan harika eğitimler olmakla birlikte öncelliği bu iki konuya ayırmışımdır. Yazının devamında bu iki konuyu derinlemesine örnekler üzerinden anlatıyor olacağım. Öncesinde sormak istediğim bir kaç soru var: “En son ne zaman takdir edildiniz? Ve en son ne zaman takdir ettiniz?” Bu iki soru zihninizde nelerin canlanmasını sağladı? Mutlaka aramızda sıklıkla takdir eden veya sıklıkla takdir edilenler vardır. Bu harika! Peki ya diğer kısım?  Gelin birlikte takdirin önemini gözden geçirelim.

Hayatımızın en önemli motivasyon kaynaklarından biridir takdir edilmek. Değer görmek herkes için kıymetlidir. Sizce ne kadar sıklıkla takdir ediliyor ve takdir ediyoruz? Kurumsal şirketlerde çalışanlar genellikle takdir edilmediklerinden ve bu durumun kendilerini ne kadar yorduğundan bahsederler. Şirket çalışanlarının motivasyonunu büyük oranda düşürdüğü gibi, aynı zamanda potansiyellerinin tamamını kullanmalarını engelleyen bir durumdur takdir edilmemek. Aynı şekilde günlük hayatımızda bizler de arkadaşlarımız, eşimiz, çocuklarımız tarafından takdir edilmeyi içten içe isteriz. Takdir edilmek ve takdir etmek, kaliteli ve etkili iletişimin en kıymetlisidir. Takdir ettiğinizde karşı tarafa “Seni görüyorum, sana değer veriyorum, sen değerlisin, yaptıklarının farkındayım ve harika işler çıkarıyorsun, bu da seni çok özel kılıyor.” mesajını verirsiniz. Ev ve iş hayatınızda keyifli ve harika sonuçlar doğuracak takdir verme oyunu oynayın. Sayınıza göre bir daire oluşturun. Takdir vereni bu dairenin ortasına alın. Ortadaki kişi sırayla her bir kişinin gözünün içine bakarak o kişiyi takdir etsin. Bu takdir verme oyunu, dile gelmeyen tüm güzellikleri karşı tarafa sunmanın eğlenceli ve öze dokunan bir yoludur. Belirlediğiniz sıklıkta birbirinizi takdir edin, bu takdir içten olsun ve karşı tarafın özüne dokunsun. Hem sizi hem de aile fertlerinizi değerli ve özel hissettirecek, aynı zamanda da şirket içi dengeyi kurmayı kolaylaştıracaktır.

Geribildirim ise üzerinde derinlemesine durmak istediğim diğer bir unsur. Genellikle şirketlerde söz konusu olan geri bildirim, aslında hayatımızda hep var olması gereken, bizi destekleyen ve ileri taşıyan önemli bir konudur. Hangi sektör olursa olsun, ast üst ilişkileri de dahil olmak üzere sıklıkla geribildirim veririz. Geribildirim kişinin kendisi ve kurumunu ileriye taşıyabilmesi için harika bir sihirdir. Ancak doğru teknikle verildiği zaman bu sihir oratya çıkar. Nedir doğru geri bildirim verebilmenin önemi? Yapılan işi gördüğümüzü vurgulayarak, beklentimizi doğrudan ifade ettiğimiz, karşımızdakinden beklenen performansın üst düzeye çıkmasına teşvik ettiren sözlerdir. Düşündüğünüzde aslında sürekli geri bildirim verme ve alma halindeyiz. Bir örnek üzerinden devam etmeye ne dersiniz? Aldığımız geribildirimlerin genellikle şu şekilde olduğu görülmektedir;

“Sunduğun rapor tam istediğim gibi olmuş ama zamanında yetişmedi.”

“İş yerindeki kurallara titizlikle uyuyorsun ama iş yerinden erken çıkıyorsun buna dikkat et.”

Eminim şu an sizin de aldığınız veya verdiğiniz geri bildirimler zihninizden geçiyordur. İş hayatımızda ve özel hayatımızda sıklıkla geri bildirim görüşmeleri yapmamız, kesinlikle büyük önem taşımaktadır. Bunları doğru teknikle yaptığınız zaman iki taraf için iletişim çatışmaları azalmakta, duygusal yorgunluk ve gerçekleşmeyen beklentiler en aza inmektedir. Geribildirim verirken kişiye değil yaptığı işe vermeliyiz. Açık ve net olmalıyız. Yorumlarımızı değil, gerçeği ele almalıyız. Size yaptığım örneklemeler ne yazık ki doğru geribildirim tekniği değildir. Bir kaç cümle sonra doğru geribildirim tekniği ile aynı kalıpları tekrar gözlemleyeceksiniz. Öncesinde aklınızda ve hayatınızda her daim yer etmesini istediğim kıymetli bir cümle bırakıyorum.  Cümlenin ortasına “ama” kelimesini eklediğimizde, cümlenin önündeki sözcükler ne kadar güzel olsa da kişi onları duymaz, “ama” kelimesinden sonrası hafızada kalır ve kişiyi aşağı çeker. Doğru ve etkin geri bildirim için yine aynı örnekler üzerinden gidelim.

“Sunduğun rapor tam istediğim gibi olmuş bu harika bununla birlikte; teslim tarihine daha dikkat edersen seni ileriye taşıyacağını düşünüyorum.”

“İş yerindeki kurallara titizlikle uyuyorsun çok güzel böyle devam et; bununla birlikte; işten çıkış saatini gözden geçirmenin senin için daha iyi olacağını düşünüyorum.”

Aynı anlamı taşıyan ve farklı duygular içeren bu iki cümle üzerinde düşünmenizi isterim. Bu geri bildirimler size yapılsa, sizce hangi ifade sizi ileriye taşır? Hem kırılmadan hem de duygularınız okşanarak hangi cümleyi içselleştirirsiniz? Sihri ortaya çıkartmak için; doğru teknik ile geribildirimler vermeyi ve ilaveten karşı tarafın özüne dokunacak şekilde takdir etmeyi unutmayın. Fark yaratarak çevrenizde ve kurumunuzda bu sihri ortaya çıkartmak sizin elinizde…


Profesyonel Koç / Eğitmen

SENEM ATASEVEN

Choose your Reaction!