Köşe Yazıları

Kışın Sağlıklı Olmak İçin Sonbaharda Doğru Beslenin

Sonbaharda bağışıklık sisteminizi nasıl destekleyeceksiniz? Yorgunluk, isteksizlik,
sersemlik hissiyle nasıl başa çıkacaksınız? Hareketsizliğin getirdiği kilolardan uzak
durmak için neler yiyeceksiniz? Sonbahar aylarında yapılacak ideal sporlar hangileri?
Hem sonbaharı sorunsuz yaşamanız hem de kış aylarına bağışıklık sisteminizi
güçlendirerek şimdiden hazırlanmanız için önerilerimi sizlerle buluşturuyorum…

Emre Uzun

Sonbahar aylarının en önemli getirisi, bir hazırlık mevsimi olması. Sert, soğuk ve hastalıklara açık kış aylarında sağlıklı kalabilmek için şimdiden önlem almanız ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz gerekiyor.


Dost bakterilerinizi besleyin…


İnsan vücudunda yaşayan birtakım dost bakteriler var. Bu bakterilerin çok ve sağlıklı olması ise, bağışıklık sisteminizin güçlü olduğu anlamına gelir. Bunun için bol lifli gıdalar tüketin. Bu lifli gıdalar ise çorbalara, yemeklere ve salatalara eklenecek soğan, sarımsak ve pırasa olabilir. Yer elmasını haşlayarak, püre haline getirerek yiyebilirsiniz. Hatta en iyisi çiğ tüketmek. Rendeleyip, yağ-tuz-limon üçlüsüyle salata gibi yiyebilirsiniz. Kuru baklagiller de zengin lif kaynağıdır. Ayrıca buğday, arpa, yulaf gibi
tahıllar da sofranızdan eksik olmamalı.


Çinkoyu unutmayın…

Çinko, bağışıklığı güçlendirmede C vitamini kadar etkilidir. Sonbahar aylarında da çinko içeren pek çok gıda maddesi bulabilirsiniz. Örneğin; kabuklu deniz hayvanları, fındık ve ceviz gibi kuru yemişler, dana eti, kuzu eti, tam tahıllı veya çok tahıllı ekmekler ihtiyacınız olan çinkoyu fazlasıyla verecektir.

Sebzeleri ihmal etmeyin…

Fırında düşük ısıda pişireceğiniz biber, kabak, balkabağı, mantar gibi sebzeleri, üzerine yoğurt dökerek yiyebilirsiniz. Tavada hafifçe kızarttığınız yarı çiğ sebzeler de domates sosu veya sarımsaklı yoğurtla harika olur! Salatalar da öyle… Unutmamanız gereken şey, her hafta en az 10 öğün sebze yemek!

Baharatlarla barışın…

Baharatların her biri bağışıklık sistemini güçlendiren birer mucizedir. Karabiberden kimyona, kekikten köriye kadar tüm baharatları kahvaltılar dahil tüm öğünlerde bol bol kullanın.
Peynirin üzerine kekik serpin, haşladığınız ve dilimlediğiniz yumurta üzerinde zeytinyağı gezdirip kekik, pul biber ve kimyon serpin.

Suyu elinizin altında bulundurun…

Çünkü siz su içtikçe lenf sıvısı üretimi artar. Bu sıvı da akyuvarları ve bağışıklık sistemini güçlendiren hücreleri vücuttaki organlara taşır. Sonbaharda az su içerek bağışıklık sisteminizi kendi ellerinizle zayıflatmayın!

Sigaraya veda edin…


Bazıları melankolik havası nedeniyle sonbaharda her zamankinden fazla sigara tüketir. Ancak sonbahar, alt ve üst solunum yollarımızın en çok hastalandığı; nezle, grip, farenjit, sinüzit, larenjit gibi üst solunum yolu hastalıklarına ve bronşit, bronşiolit, zatürree gibi alt solunum yolu hastalıklarına yakalandığımız mevsimdir. Sigaradan uzak durmak, bu hastalıklara karşı vücudunuzu destekler.

Sonbahar aylarında mutlaka bunları yiyin…


Tabiat ana, her mevsim yememiz gerekenleri bize adeta altın bir tepside sunmuş! Örneğin elma… İngilizler’in bir sözü vardır: “Günde bir elma, doktoru uzak tutar” derler. Elma, kivi ve armut, birer antioksidan deposudur ve içerdikleri vitaminlerle bizi kış mevsimine hazırlar. Yine ıspanak; hatta ıspanak gibi tüm koyu yeşil yapraklı sebzeler; labada, pazı, Brüksel lahanası, brokoli sadece vitamin açısından değil içerdikleri minerallerle de vücudumuza görünmez bir zırh örer. Balıklar da öyle… Hem protein ihtiyacımızı karşılar hem de selenyum ve çinko gibi mineraller içerir. Hastalık yapan bileşikleri vücuttan uzaklaştıran Omega-3’ü saymıyorum bile, artık herkes biliyor. Basit, sıradan bir ot; yemeklere, salatalara
doğradığımız maydanoz! Bu mütevazı sebze, askorbik asit ve C vitamini deposudur, çiğ yediğiniz taktirde de vücudunuzu enfeksiyonlara karşı korur. Yaraları iyileştirip ödem atmanızı sağlar.


Her gün yiyeceğiniz bir avuç çiğ, yani kavrulmamış ceviz, fındık ya da badem antioksidandır, E vitamini içerirler ve sonbaharın getirdiği o yorgunluk ve halsizliği giderip enerji verirler. Tok tuttukları için bir şeyler atıştırmayı önlerler. Yoğurt tam bir probiyotik deposudur; bağışıklık sisteminizi güçlendirdiği gibi direnç de kazandırır.
Özellikte mevsim değişikliklerinde hastalıklardan korur.

Sonbaharın ideal sporları…


Açık havada yapılabilecek her spor uygun, çünkü hava ne yaz aylarındaki gibi sıcak ve bunaltıcı ne de kış aylarındaki gibi dondurucu. Bu üç ayı doğa ile bütünleşmek için fırsat olarak değerlendirebilirsiniz. Yürüyüş, bisiklet, tenis ve halı sahada aile fertleriyle yapılan futbol maçları kent koşullarına en uygun sporlar. Hafta sonlarında da doğa yürüyüşleri yapabilir, kamplara katılabilirsiniz. Bu sizi ruhen ve bedenen dinlendirip enerji depolamanızı sağlayacaktır. Yalnız önceden yanınıza almanız gereken malzemeler konusunda bilgi edinmeyi unutmayın.”

Emre UZUN

Kaynak: MAG Dergisi

Dile benden ne dilersen

” Dile benden ne dilersen”

Size Alaaddin’in sihirli lambasını değil, bu siteyi sunuyoruz.

Adım adım marka olmak..!

                    Marka olma yolunu çizmek isteyen kişi; Marka Nedir? Nasıl Marka Olunur? Kimlik, imaj ve sosyal yaşamda yer alma, Bireysel Gelişim, Sihirli İletişim Teknikleri, Satış, Medya İlişkileri konularını içine alan bir çalışma döneminden geçmelidir.

Kısaca söylemek gerekir ise kişi marka olmak için; kendini çok iyi analiz etmeli, tanımalı, hayal kurmalı, hedeflerini ve değerlerini belirlemeli, iş, kültür ve sosyal hayatın içinde örneklerini seçmelidir.

Bir formül geliştirdim. Son derece basit bir formül. Bu formül ile kişi yol haritasını çıkarabilecek.

Formül: Hayal kur, kendini keşfet, hedef seç, eyleme geç, gelişimini sürdür, kontrol et, uyum sağla, eyleme geç, paylaş, kontrol et, dengeyi koru, hayal kur, yola devam et…

Kişisel marka olmayı/marka kalmayı seçen bir yönetici; sistemli ve planlı çalışan, bilgiyi önemseyen, sürekli gelişen bir kişidir. Düşünce sistematiği gelişecek ve değişecektir. Hedef, sonuç ve çözüm odaklı bakacaktır dünyaya.

Marka olma çalışmalarına katıldığında, yaşamının bütününde gelişecek, sosyal yaşamında aktif olacak, hobilerine zaman ayırabilecektir. Kişisel kalite, imaj ve farkındalığı artacaktır.

Tüm bu özellikler kişinin motivasyonunu güçlendirecek, kişilerin bireysel başarıları, kaliteleri, hedef, sonuç ve çözüm odaklı olmaları, şirketlerinin bütünsel hedef yolculuğunda başarıyı garantileyecektir.

Sürekli kendini geliştiren kişi, bilgisi ile kendine güvenini artıracak, bu özelliği yaşamın her alanında hedeflediği başarıyı yakalayacaktır.

Unutmayın,

Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir.

Kendini tanıyan, güçlü ve geliştirilmesi gereken yanlarını, ne istediğini bilen kişi izleyeceği yolu da bilir.

Hedefsiz gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez. Montaigne.

Küçük bir öneri

Yaşamınızda ki kişisel markalarınızı seçin, kim sizin için marka? Neden marka olduğunu düşünüyorsunuz, öne çıkan özellikleri neler?

“Ben bir markayım, ya sen ? “

Yazı dizilerini takip edin, bizle kalın bizde kalın, marka yolculuğunuza adım atın..!

Simge Erciyas

Marka Danışmanı

Takdir ve Geri Bildirim Üzerine…

İletişimimizin kalitesini, iş yaşamımız hatta özel hayatımızda da bizi olabilecek en iyi versiyonumuza taşıyan iki sihirli unsur vardır. Bunlardan biri takdir etmek, diğeri ise geribildirimdir. Hayatımızın içinde var olan geribildirime iki açıdan bakabiliriz. Kurumsal hayatımızda  doğru teknikle geribildirim aldığımızda bizi ileriye taşıyan bununla birlikte yanlış teknikle geribildirim aldığımızda  ise aşağı çekip motivasyonumuzu düşürerek potansiyelimizi engelleyen, ast üst ilişkilerinin şah damarıdır geribildirim. Takdir etmek ise, insanlara onların yaptıkları işlerin bizim için önemli olduğunu ifade etmenin en etkili yöntemidir. Bu sayede kendilerini değerli hissetmelerini sağlayarak, aramızdaki bağı da güçlendirmiş oluruz.

Firmalara eğitimler düzenlerken sıklıkla karşılaştığım problemlerden biri; yöneticiler ve çalışanlar arasındaki iletişim çatışmalarıdır. Kurum içi etkili iletişimi ve çalışanlar arasındaki bağı kuvvetlendirme ihtiyacı, her meslekte ve herhangi bir kurumda çoğunlukla ön planda olan, en doğal istektir. Başka alanlarda katkı sağlayan harika eğitimler olmakla birlikte öncelliği bu iki konuya ayırmışımdır. Yazının devamında bu iki konuyu derinlemesine örnekler üzerinden anlatıyor olacağım. Öncesinde sormak istediğim bir kaç soru var: “En son ne zaman takdir edildiniz? Ve en son ne zaman takdir ettiniz?” Bu iki soru zihninizde nelerin canlanmasını sağladı? Mutlaka aramızda sıklıkla takdir eden veya sıklıkla takdir edilenler vardır. Bu harika! Peki ya diğer kısım?  Gelin birlikte takdirin önemini gözden geçirelim.

Hayatımızın en önemli motivasyon kaynaklarından biridir takdir edilmek. Değer görmek herkes için kıymetlidir. Sizce ne kadar sıklıkla takdir ediliyor ve takdir ediyoruz? Kurumsal şirketlerde çalışanlar genellikle takdir edilmediklerinden ve bu durumun kendilerini ne kadar yorduğundan bahsederler. Şirket çalışanlarının motivasyonunu büyük oranda düşürdüğü gibi, aynı zamanda potansiyellerinin tamamını kullanmalarını engelleyen bir durumdur takdir edilmemek. Aynı şekilde günlük hayatımızda bizler de arkadaşlarımız, eşimiz, çocuklarımız tarafından takdir edilmeyi içten içe isteriz. Takdir edilmek ve takdir etmek, kaliteli ve etkili iletişimin en kıymetlisidir. Takdir ettiğinizde karşı tarafa “Seni görüyorum, sana değer veriyorum, sen değerlisin, yaptıklarının farkındayım ve harika işler çıkarıyorsun, bu da seni çok özel kılıyor.” mesajını verirsiniz. Ev ve iş hayatınızda keyifli ve harika sonuçlar doğuracak takdir verme oyunu oynayın. Sayınıza göre bir daire oluşturun. Takdir vereni bu dairenin ortasına alın. Ortadaki kişi sırayla her bir kişinin gözünün içine bakarak o kişiyi takdir etsin. Bu takdir verme oyunu, dile gelmeyen tüm güzellikleri karşı tarafa sunmanın eğlenceli ve öze dokunan bir yoludur. Belirlediğiniz sıklıkta birbirinizi takdir edin, bu takdir içten olsun ve karşı tarafın özüne dokunsun. Hem sizi hem de aile fertlerinizi değerli ve özel hissettirecek, aynı zamanda da şirket içi dengeyi kurmayı kolaylaştıracaktır.

Geribildirim ise üzerinde derinlemesine durmak istediğim diğer bir unsur. Genellikle şirketlerde söz konusu olan geri bildirim, aslında hayatımızda hep var olması gereken, bizi destekleyen ve ileri taşıyan önemli bir konudur. Hangi sektör olursa olsun, ast üst ilişkileri de dahil olmak üzere sıklıkla geribildirim veririz. Geribildirim kişinin kendisi ve kurumunu ileriye taşıyabilmesi için harika bir sihirdir. Ancak doğru teknikle verildiği zaman bu sihir oratya çıkar. Nedir doğru geri bildirim verebilmenin önemi? Yapılan işi gördüğümüzü vurgulayarak, beklentimizi doğrudan ifade ettiğimiz, karşımızdakinden beklenen performansın üst düzeye çıkmasına teşvik ettiren sözlerdir. Düşündüğünüzde aslında sürekli geri bildirim verme ve alma halindeyiz. Bir örnek üzerinden devam etmeye ne dersiniz? Aldığımız geribildirimlerin genellikle şu şekilde olduğu görülmektedir;

“Sunduğun rapor tam istediğim gibi olmuş ama zamanında yetişmedi.”

“İş yerindeki kurallara titizlikle uyuyorsun ama iş yerinden erken çıkıyorsun buna dikkat et.”

Eminim şu an sizin de aldığınız veya verdiğiniz geri bildirimler zihninizden geçiyordur. İş hayatımızda ve özel hayatımızda sıklıkla geri bildirim görüşmeleri yapmamız, kesinlikle büyük önem taşımaktadır. Bunları doğru teknikle yaptığınız zaman iki taraf için iletişim çatışmaları azalmakta, duygusal yorgunluk ve gerçekleşmeyen beklentiler en aza inmektedir. Geribildirim verirken kişiye değil yaptığı işe vermeliyiz. Açık ve net olmalıyız. Yorumlarımızı değil, gerçeği ele almalıyız. Size yaptığım örneklemeler ne yazık ki doğru geribildirim tekniği değildir. Bir kaç cümle sonra doğru geribildirim tekniği ile aynı kalıpları tekrar gözlemleyeceksiniz. Öncesinde aklınızda ve hayatınızda her daim yer etmesini istediğim kıymetli bir cümle bırakıyorum.  Cümlenin ortasına “ama” kelimesini eklediğimizde, cümlenin önündeki sözcükler ne kadar güzel olsa da kişi onları duymaz, “ama” kelimesinden sonrası hafızada kalır ve kişiyi aşağı çeker. Doğru ve etkin geri bildirim için yine aynı örnekler üzerinden gidelim.

“Sunduğun rapor tam istediğim gibi olmuş bu harika bununla birlikte; teslim tarihine daha dikkat edersen seni ileriye taşıyacağını düşünüyorum.”

“İş yerindeki kurallara titizlikle uyuyorsun çok güzel böyle devam et; bununla birlikte; işten çıkış saatini gözden geçirmenin senin için daha iyi olacağını düşünüyorum.”

Aynı anlamı taşıyan ve farklı duygular içeren bu iki cümle üzerinde düşünmenizi isterim. Bu geri bildirimler size yapılsa, sizce hangi ifade sizi ileriye taşır? Hem kırılmadan hem de duygularınız okşanarak hangi cümleyi içselleştirirsiniz? Sihri ortaya çıkartmak için; doğru teknik ile geribildirimler vermeyi ve ilaveten karşı tarafın özüne dokunacak şekilde takdir etmeyi unutmayın. Fark yaratarak çevrenizde ve kurumunuzda bu sihri ortaya çıkartmak sizin elinizde…


Profesyonel Koç / Eğitmen

SENEM ATASEVEN