Master Chef’ler Bir Arada

Bu sene şanslıyım çünkü TV8’de MasterChef jüri üyesiyim.
Televizyon kariyerim için bu yeni bir macera oldu. Bunun yanı sıra şanslı
olduğumu düşündüğüm konu, bu macera içinde iki şef ile beraber olmam:
Mehmet Yalçınkaya ve Somer Sivrioğlu. Hem gastronomi konusunda
hem program konusunda bana fazlasıyla yardımcı oldular. Bu sayede onların
ne kadar özel, ne kadar profesyonel ve dikkatli olduklarını gördüm.
Ben de bu ay onları sizinle tanıştırmak istedim. Sadece onların şef kimliği ile
değil kendi özel hayatları hakkında da muhabbet ettim.

Danilo Zanna

Aslında ben mutfak hayatına çocukluktan beri aşinayım çünkü ailemde çok fazla şef vardı ve okullar tatile girdiğinde onların restoranlarına gidip çalışırdım. Aynı yaştaki arkadaşlarım denize girerken ben midye ayıklardım ve doğruyu söylemek gerekirse çok kıskanırdım. Üniversitede İtalyan Dili ve Edebiyatı okudum. Daha sonra amcam restoranında şeflik yapmamı istedi, ben de gastronomi okuyup mezun olunca orada şeflik yapmaya başladım. Zaman geçtikçe mutfağa ait olduğumu hissettim ve vazgeçemedim. Evlendim;
Türkiye’ye taşındım ve bir pizza dükkanı açtım. Hayatın sürprizleri, güzel tesadüfleri ve benim azmim, başarımla şimdi burada, karşınızdayım. Bütün samimiyetimle söylüyorum
burası başka bir dünya.

Günlük hayatınız ile ekran arasında ne fark var?

Mehmet Yalçınkaya: Tabii ki profesyoneliz, iş hayatında daha da titizim ve bu durum sanırım ekrana da yansıyor. İş hayatının verdiği bir stres var ve ekranda daha stresli oluyorum. Günlük hayatta da normal bir insan gibiyim aslında. Öyle göründüğü gibi devamlı bağırıp çağıran bir adam değilim yani.

Somer Sivrioğlu: Çok fark var. Normalde daha sinirliyim aslında hatta televizyonda beni izleyen personelim, “Şef sen neden bu kadar sakinsin? Normalde biz yapsak daha çok tepki verirsin.” diyorlar. Zaten bizim programın en büyük özelliği de herkes olduğu gibi. Kimse sen öyle ol, sen bunu yap demiyor.

Bir restorana girdiğinizde hangi yemekleri siparişi verir ve nelere dikkat edersiniz?
Mehmet Yalçınkaya: Gittiğim restoranın önce özelliklerine ve konseptine bakarım. Yani gittiğim restoranın farklı lezzetlerini denerim. Çünkü şef iyi bir araştırmacı olmalı gittiği her restoranda farklı lezzetleri tadarak kendi beyninde de yeni şeyler oluşturmalı. Çok acıkmışsam ve tamamen yemek yemek için gitmişsem tabi ki kafamdaki yemeği siparişini veririm. En çok dikkat ettiklerimden biri kesinlikle gittiğim restoran boş olmamalı. Her zaman servis saatinde müşteri olup olmadığına bakarım. Ayrıca restorana girişte karşılanmak benim için çok önemlidir. Tabii ki gittiğimiz yerler güzel yemek yapıyor olmalı. Son olarak da gittiğim restoranın lavabolarına her zaman çok dikkat ederim.

Somer Sivrioğlu: Restoranına bağlı. Bir kebapçıya gitsem zaten kebap siparişi veririm. Bir İtalyan restoranına gitsem daha değişik bir şeyler söylerim. Eğer menüde sakatat varsa kesinlikle sakatat söylerim çünkü ben ciddi bir sakatat hastasıyım. Kısacası restoranın özelliğinin ne olduğuna bağlı. Bir restorana ilk kez gidiyorsam o restoranın imza yemeğinin söylerim. İkinci, üçüncü kez gidiyorsam değişik ve denemediğim şeyleri söylerim. Dikkat ettiğim şeylerden birisi de insanların yani çalışanların sıcak olması. İlk ve son temaslar benim çok önemli. Kapıda karşılama ve yolcu etme bir restoranda dikkat ettiğim önemli detaylardan…

İş için yurt dışına çıkmak zorunda kalsanız hangi ülkeyi tercih edersiniz?

Mehmet Yalçınkaya: Ben aslında Akdeniz ülkelerine gitmeyi seviyorum. İspanya, İtalya, Almanya çok gittiğim yerler zaten. Şu sıralar gitmek istediğim yer Asya. Sokak yemekleriyle ilgili biraz keşif yapmak istiyorum. Orayı egzotik ve gizemli buluyorum. Oradaki baharatları, yaşamları, hikayeleri çok merak ediyorum.

Somer Sivrioğlu: Japonya… Oranın yemeği ve kültürü en sevdiğim ülkelerin başında geliyor ve gidebildiğim kadar çok gitmeye çalışıyorum.

Hayal ettiğiniz hayatı mı yaşıyorsunuz?


Mehmet Yalçınkaya: Yani şöyle bir söz vardır, ‘’İnsan hayal ettiği yerde değil hak ettiği yerdedir.’’ Aslında bu da ne kadar doğru tartışılır. Hayaller ve umutlar bitmiyor; onun için benim hayallerim ve umutlarım bitmedi. Bulunduğum ve hayal ettiğim yerde miyim? Evet. Hayat devam ettikçe yeni hayaller ve umutlar her zaman oluyor.

Somer Sivrioğlu: Bilmiyorum ki… Ama hep bir restoranım olsun ve kendi yemeklerimi yapayım istemiştim. O açıdan yaşamak istediğim hayatı yaşıyorum. İstanbul’a geri gelmek de çok istedim; o açından da evet istediğim hayatı yaşıyorum.

Hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?


Mehmet Yalçınkaya: Ben keşke değil de meğer kelimesini kullanmayı severim. Mesela daha çok eğitim almak isterdim. Aslında yirmiden fazla ülke gezdim ama daha çok ülke gezmek isterdim. Daha farklı insanlar, farklı coğrafyalar ve farklı kültürler tanımak isterdim. Buna zamanım olmadı. Belki içimde kalmış ukte bu, işim dolayısıyla…

Somer Sivrioğlu: Ben çok eğitim aldım. Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunuyum. Temel şeflik eğitimini hiç almadım. Yani keşke diğer şeyler yerine şeflik eğitimi alıp ondan sonra Gastronomi Yüksek Lisans’ı yapsam diye düşünüyorum. Ama keşkeler, kim bilir belki beni bambaşka yere sürüklerdi. O yüzden şu an hayatında olduğun yerde mutluysan, çok da o değişsin bu değişsin diyemezsin. Çünkü o seni alır başka bir yere götürür… Ama şefliğin temel eğitimini almak isterdim.

Bundan sonra ne yapacaksınız?

Mehmet Yalçınkaya: Biliyorsun Danilo, mekan işletmeye devam ediyorum. Restoranımızda yeni bir konsept yapıp yürümeye devam edicem. Ayrıca Mezopotamya aşığıyım. Bundan sonra yapacağım şeylerden bir diğeri daha çok Anadolu’yu dolaşıp oradaki farklı tatları ortaya çıkarmak…. Ayrıca sektöre insan yetiştirmeye de devam edeceğim.

Somer Sivrioğlu: Hiç bilmiyorum inşallah program devam eder. Avusturalya’da, Türkiye’de restoran açmaya devam edeceğim. Asya’da yapmak istediğim Türk Mutfağı üzerine bir kaç proje var. Avusturalya ve Asya merkez olmak üzere, yurt dışında Türk Mutfağını açmak istiyorum. Hayalimdeki bu; yani buna devam etmek istiyorum.


Evet ben merak ettiğim tüm soruları sordum ve bu konular üzerine çok daha fazla muhabbet ettik. Tekrar söylüyorum bu iki özel insanla çalışmak benim için çok önemli. Kamera önünde ve arkasında çok eğlendiğim ve mutlu hissettiğim şahane bir ekiple aile oldum. Benim için yeni olan bir maceraya son sürat devam ediyoruz. Biz yine ekranlarda olmaya devam edeceğiz. Siz de ekran başında bizi kaçırmayın derim.

KAYNAK: MAG Ekim 2020

Choose your Reaction!