Köşe Yazıları

Alternatif Tatil Rotası Floransa

Yaz hala bitmedi ancak tatil bitmek üzere. Aslında kimse tatilini bitirmek istemiyor.
Denizin, güneşin, dinlenmemenin keyfini çıkarmaya devam etmek istiyor.
Bazılarınızın tatilleri, sıcaklar yüzünden ya da planladığı gibi gitmediği için kötü
geçmiş olabilir. Biliyorum ki, birçoğunuz hala son tatil için eylül ayını bekliyor ve
İtalya, eylül ayında tatil yapmak için en güzel aylardan biri…
Sıcaklık dereceleri azalsa da güneşten faydalanabilirsiniz. Bu ay Floransa’ dan
bahsedeceğim. Hem kendi memleketim hem de tarih ve sanat ile ilgili en güzel
yerlerden biri. Ne yiyeceğim, nereyi gezeceğim derseniz kağıt kalem hazırlayın
çünkü size bu konularla ilgili tüyolar vereceğim.

Danilo Zanna

Öncelikle İtalya’ da ulaşım konusundan bahsetmem gerekirse, her yere trenle gayet rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Bu sebeple araba kiralamayı çok gerekli bulmuyorum. Çünkü tren, çok konforlu ve her 15 dakikada bir kalkıyor. Hangi şehre gitmek isterseniz isteyin her zaman sizi şehrin merkezine bırakıyor. Aynı zamanda yolculuk süresince inanılmaz manzaralarla
karşılaşıyorsunuz.

Yemek konusuna gelecek olursak size restoranlarla ilgili püf noktalarından bahsetmek istiyorum. Aslında bu püf noktaları, sadece İtalya için değil nereye giderseniz gidin eğer restoranların önünde menü, fiyat ve yemek fotoğrafları varsa kesinlikle o restorandan hemen uzaklaşmalısınız. İtalya’ya sadece makarna, pizza ve tiramisu gözüyle bakmayın. Sokak lezzetleri sayfaya sığdıramayacağım kadar fazla ve o kadar geniş bir yelpazeye sahip ki çok şaşıracaksınız. Size sokak lezzetlerinden Lampredotto’yu anlatmak istiyorum. Aslında işkembe, acı keskin domates sosu, soğan, kereviz ve istenilen malzeme ile tatlandırılabilir. Genelde sandviç şeklinde satılır ama özel bir restoranda tabakta da servis edilebilir. Bana soracak olursanız Lampredotto’yu sokakta yemelisiniz. Kesinlikle lezzet konusunda daha iyi bir sonuç alabilirsiniz. Aslında özel bir tiramisu ya da özel bir makarna yemek için size bir restoran veya pastane ismi veremeyeceğim. Çünkü lezzet ve kullanılan malzemelerin kalitesi neredeyse her yerde aynı.

Özellikle gitmenizi tavsiye ettiğim yerlerden birisi de: Grom. Mutlaka ama mutlaka gitmeniz gereken bir dondurma dükkanı. Siparişinizi verdiğiniz zaman cornetto o anda yapılıyor. Tamamen doğal ve çok lezzetli. Türkiye’ de biliyorsunuz ki son yıllarda trüf mantarı mutfaklarda çok fazla göz önünde olmaya başladı ve İtalya’da La Bottega Del Tartufo adlı küçük bir dükkanda bütün ürünler trüf mantarlı. Trüf kreması, yağı hepsi birbirinden özel ama size en çok tavsiye edeceğim ürün, trüf mantarlı cips. İnanın
bana bu lezzetten vazgeçemeyeceksiniz!

Biraz da protein zamanı…
Floransa’ya kadar gitmişken Biestecca Alla Fiorentina yemeden dönmek olmaz. Floransa usulü biftek, süt danasının sırtından elde edilen etin çok az pişirilmesi ile meşhur. Siz etin çok pişirilmesini isteseniz bile şef yapmaz. En fazla orta pişirir sizin için. Daha önce de söylediğim gibi yemek yiyecek o kadar fazla özel restoran ve cafeler
var ki sayfalara sığdırabileceğimi düşünemiyorum.

Her şeyi tekrar geride bırakarak tatile çıkmak için gün sayanlar, sadece bir sahile gidip rutin bir tatil yerine, hem ruhunuzu hem de bedeninizi besleyecek doğru yapılan bir planla farklı ve güzel bir tatil geçirebilirsiniz.

Danilo Zanna


Neden biraz da ruhumuzu doyurmuyoruz? Floransa, kültür ve sanatın kalbi… Köklü tarihe, mükemmel mimari dokuya ve sanatsal birikime sahip bir şehirdir. Arno Nehri’nin çevresinde kurulan Floransa aynı zamanda Toskana Bölgesi’nin de başkenti. Tarihi yapıları ve kültürel zenginlikleri ile sadece İtalya’nın değil dünyanın en önemli şehirlerinin başında. Leonardo Da Vinci, Michelangelo, Dante gibi dünyaca ünlü sanatçıların yetiştiği ve bir o kadar da sanatçıya ilham veren Floransa aynı zamanda rönesansın da doğduğu yer olarak biliniyor. İtalya’ yı tam anlamıyla tanımak istiyorsanız Floransa’yı mutlaka görmelisiniz! Aziz Giovanni Vaftizhanesi, iç ve dış kısmı mozaiklerle süslenmiştir. Sekizgen şekilli vaftizhaneye ün kazandıran kapıların güneyindekiler Pisano tarafından yapılmışken, geriye kalanlar Ghiberti’nin imzasını taşıyor. 22 Cennet Kapıları ismi ile anılan bu bölümlerin üzerine İncil’den çeşitli sahneler betimlenmiştir.

Mercato Centrale, merkez çarşısı açık ve kapalı olmak üzere iki farklı bölümden oluşuyor. Açık kısmında çanak-çömlek, elektronik, giyim ürünü ve deriden üretilmiş çeşitli eşyaların satışının yapıldığı yüzlerce dükkan bulunuyor. Floransa’daki Galleria Vittoria Emanuele II’nin de tasarımını yapan Giuseppe Mengoni’nin imzasını taşıyan kapalı bölüm
ise, tamamen gıdaya ayrılmış durumda. Kasapların, balıkçıların, meyve ve sebze satıcılarının bir arada olduğu bu bölümdeki yemek alanında İtalyan mutfak kültürünün en lezzetli örneklerini tatma fırsatı bulabilirsiniz.


Piazza Della Duomo, aslında kentin en popüler mekanlarına ev sahipliği yapıyor. Duomo, dünyadaki Gotik mimari örnekleri arasında neredeyse en önde. İçinde rönesans dönemine ait değerli ve orijinal eserlerden mumyalara kadar bir çok şey görebilirsiniz. Katedralin tepesine de çıkabilirsiniz ve inanın bana buradan Milano manzarası mükemmel! En başta söylediğim gibi, her şeyi tekrar geride bırakarak tatile çıkmak için gün sayanlar, sadece bir sahile gidip rutin bir tatil yerine yazdığım gibi hem ruhunuzu hem de bedeninizi besleyecek doğru yapılan bir planla farklı ve güzel bir tatil geçirebilirsiniz.

Kaynak: Mag Dergisi

Dile benden ne dilersen

” Dile benden ne dilersen”

Size Alaaddin’in sihirli lambasını değil, bu siteyi sunuyoruz.

Adım adım marka olmak..!

                    Marka olma yolunu çizmek isteyen kişi; Marka Nedir? Nasıl Marka Olunur? Kimlik, imaj ve sosyal yaşamda yer alma, Bireysel Gelişim, Sihirli İletişim Teknikleri, Satış, Medya İlişkileri konularını içine alan bir çalışma döneminden geçmelidir.

Kısaca söylemek gerekir ise kişi marka olmak için; kendini çok iyi analiz etmeli, tanımalı, hayal kurmalı, hedeflerini ve değerlerini belirlemeli, iş, kültür ve sosyal hayatın içinde örneklerini seçmelidir.

Bir formül geliştirdim. Son derece basit bir formül. Bu formül ile kişi yol haritasını çıkarabilecek.

Formül: Hayal kur, kendini keşfet, hedef seç, eyleme geç, gelişimini sürdür, kontrol et, uyum sağla, eyleme geç, paylaş, kontrol et, dengeyi koru, hayal kur, yola devam et…

Kişisel marka olmayı/marka kalmayı seçen bir yönetici; sistemli ve planlı çalışan, bilgiyi önemseyen, sürekli gelişen bir kişidir. Düşünce sistematiği gelişecek ve değişecektir. Hedef, sonuç ve çözüm odaklı bakacaktır dünyaya.

Marka olma çalışmalarına katıldığında, yaşamının bütününde gelişecek, sosyal yaşamında aktif olacak, hobilerine zaman ayırabilecektir. Kişisel kalite, imaj ve farkındalığı artacaktır.

Tüm bu özellikler kişinin motivasyonunu güçlendirecek, kişilerin bireysel başarıları, kaliteleri, hedef, sonuç ve çözüm odaklı olmaları, şirketlerinin bütünsel hedef yolculuğunda başarıyı garantileyecektir.

Sürekli kendini geliştiren kişi, bilgisi ile kendine güvenini artıracak, bu özelliği yaşamın her alanında hedeflediği başarıyı yakalayacaktır.

Unutmayın,

Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir.

Kendini tanıyan, güçlü ve geliştirilmesi gereken yanlarını, ne istediğini bilen kişi izleyeceği yolu da bilir.

Hedefsiz gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez. Montaigne.

Küçük bir öneri

Yaşamınızda ki kişisel markalarınızı seçin, kim sizin için marka? Neden marka olduğunu düşünüyorsunuz, öne çıkan özellikleri neler?

“Ben bir markayım, ya sen ? “

Yazı dizilerini takip edin, bizle kalın bizde kalın, marka yolculuğunuza adım atın..!

Simge Erciyas

Marka Danışmanı

Takdir ve Geri Bildirim Üzerine…

İletişimimizin kalitesini, iş yaşamımız hatta özel hayatımızda da bizi olabilecek en iyi versiyonumuza taşıyan iki sihirli unsur vardır. Bunlardan biri takdir etmek, diğeri ise geribildirimdir. Hayatımızın içinde var olan geribildirime iki açıdan bakabiliriz. Kurumsal hayatımızda  doğru teknikle geribildirim aldığımızda bizi ileriye taşıyan bununla birlikte yanlış teknikle geribildirim aldığımızda  ise aşağı çekip motivasyonumuzu düşürerek potansiyelimizi engelleyen, ast üst ilişkilerinin şah damarıdır geribildirim. Takdir etmek ise, insanlara onların yaptıkları işlerin bizim için önemli olduğunu ifade etmenin en etkili yöntemidir. Bu sayede kendilerini değerli hissetmelerini sağlayarak, aramızdaki bağı da güçlendirmiş oluruz.

Firmalara eğitimler düzenlerken sıklıkla karşılaştığım problemlerden biri; yöneticiler ve çalışanlar arasındaki iletişim çatışmalarıdır. Kurum içi etkili iletişimi ve çalışanlar arasındaki bağı kuvvetlendirme ihtiyacı, her meslekte ve herhangi bir kurumda çoğunlukla ön planda olan, en doğal istektir. Başka alanlarda katkı sağlayan harika eğitimler olmakla birlikte öncelliği bu iki konuya ayırmışımdır. Yazının devamında bu iki konuyu derinlemesine örnekler üzerinden anlatıyor olacağım. Öncesinde sormak istediğim bir kaç soru var: “En son ne zaman takdir edildiniz? Ve en son ne zaman takdir ettiniz?” Bu iki soru zihninizde nelerin canlanmasını sağladı? Mutlaka aramızda sıklıkla takdir eden veya sıklıkla takdir edilenler vardır. Bu harika! Peki ya diğer kısım?  Gelin birlikte takdirin önemini gözden geçirelim.

Hayatımızın en önemli motivasyon kaynaklarından biridir takdir edilmek. Değer görmek herkes için kıymetlidir. Sizce ne kadar sıklıkla takdir ediliyor ve takdir ediyoruz? Kurumsal şirketlerde çalışanlar genellikle takdir edilmediklerinden ve bu durumun kendilerini ne kadar yorduğundan bahsederler. Şirket çalışanlarının motivasyonunu büyük oranda düşürdüğü gibi, aynı zamanda potansiyellerinin tamamını kullanmalarını engelleyen bir durumdur takdir edilmemek. Aynı şekilde günlük hayatımızda bizler de arkadaşlarımız, eşimiz, çocuklarımız tarafından takdir edilmeyi içten içe isteriz. Takdir edilmek ve takdir etmek, kaliteli ve etkili iletişimin en kıymetlisidir. Takdir ettiğinizde karşı tarafa “Seni görüyorum, sana değer veriyorum, sen değerlisin, yaptıklarının farkındayım ve harika işler çıkarıyorsun, bu da seni çok özel kılıyor.” mesajını verirsiniz. Ev ve iş hayatınızda keyifli ve harika sonuçlar doğuracak takdir verme oyunu oynayın. Sayınıza göre bir daire oluşturun. Takdir vereni bu dairenin ortasına alın. Ortadaki kişi sırayla her bir kişinin gözünün içine bakarak o kişiyi takdir etsin. Bu takdir verme oyunu, dile gelmeyen tüm güzellikleri karşı tarafa sunmanın eğlenceli ve öze dokunan bir yoludur. Belirlediğiniz sıklıkta birbirinizi takdir edin, bu takdir içten olsun ve karşı tarafın özüne dokunsun. Hem sizi hem de aile fertlerinizi değerli ve özel hissettirecek, aynı zamanda da şirket içi dengeyi kurmayı kolaylaştıracaktır.

Geribildirim ise üzerinde derinlemesine durmak istediğim diğer bir unsur. Genellikle şirketlerde söz konusu olan geri bildirim, aslında hayatımızda hep var olması gereken, bizi destekleyen ve ileri taşıyan önemli bir konudur. Hangi sektör olursa olsun, ast üst ilişkileri de dahil olmak üzere sıklıkla geribildirim veririz. Geribildirim kişinin kendisi ve kurumunu ileriye taşıyabilmesi için harika bir sihirdir. Ancak doğru teknikle verildiği zaman bu sihir oratya çıkar. Nedir doğru geri bildirim verebilmenin önemi? Yapılan işi gördüğümüzü vurgulayarak, beklentimizi doğrudan ifade ettiğimiz, karşımızdakinden beklenen performansın üst düzeye çıkmasına teşvik ettiren sözlerdir. Düşündüğünüzde aslında sürekli geri bildirim verme ve alma halindeyiz. Bir örnek üzerinden devam etmeye ne dersiniz? Aldığımız geribildirimlerin genellikle şu şekilde olduğu görülmektedir;

“Sunduğun rapor tam istediğim gibi olmuş ama zamanında yetişmedi.”

“İş yerindeki kurallara titizlikle uyuyorsun ama iş yerinden erken çıkıyorsun buna dikkat et.”

Eminim şu an sizin de aldığınız veya verdiğiniz geri bildirimler zihninizden geçiyordur. İş hayatımızda ve özel hayatımızda sıklıkla geri bildirim görüşmeleri yapmamız, kesinlikle büyük önem taşımaktadır. Bunları doğru teknikle yaptığınız zaman iki taraf için iletişim çatışmaları azalmakta, duygusal yorgunluk ve gerçekleşmeyen beklentiler en aza inmektedir. Geribildirim verirken kişiye değil yaptığı işe vermeliyiz. Açık ve net olmalıyız. Yorumlarımızı değil, gerçeği ele almalıyız. Size yaptığım örneklemeler ne yazık ki doğru geribildirim tekniği değildir. Bir kaç cümle sonra doğru geribildirim tekniği ile aynı kalıpları tekrar gözlemleyeceksiniz. Öncesinde aklınızda ve hayatınızda her daim yer etmesini istediğim kıymetli bir cümle bırakıyorum.  Cümlenin ortasına “ama” kelimesini eklediğimizde, cümlenin önündeki sözcükler ne kadar güzel olsa da kişi onları duymaz, “ama” kelimesinden sonrası hafızada kalır ve kişiyi aşağı çeker. Doğru ve etkin geri bildirim için yine aynı örnekler üzerinden gidelim.

“Sunduğun rapor tam istediğim gibi olmuş bu harika bununla birlikte; teslim tarihine daha dikkat edersen seni ileriye taşıyacağını düşünüyorum.”

“İş yerindeki kurallara titizlikle uyuyorsun çok güzel böyle devam et; bununla birlikte; işten çıkış saatini gözden geçirmenin senin için daha iyi olacağını düşünüyorum.”

Aynı anlamı taşıyan ve farklı duygular içeren bu iki cümle üzerinde düşünmenizi isterim. Bu geri bildirimler size yapılsa, sizce hangi ifade sizi ileriye taşır? Hem kırılmadan hem de duygularınız okşanarak hangi cümleyi içselleştirirsiniz? Sihri ortaya çıkartmak için; doğru teknik ile geribildirimler vermeyi ve ilaveten karşı tarafın özüne dokunacak şekilde takdir etmeyi unutmayın. Fark yaratarak çevrenizde ve kurumunuzda bu sihri ortaya çıkartmak sizin elinizde…


Profesyonel Koç / Eğitmen

SENEM ATASEVEN